İNŞAATÇILAR TÜRKÜSÜ
oturup ağlaştık üç gün
üç gece.
sonra...
çıktık en son bitirdiğimiz yapının
en ucuna, en tepesine
biz, inşaat işçileri, hepimiz:
temelciler, kalıpçılar, demirciler, duvar örücüleri,
sıvacılar...
ve de incecik işçiler
boyacılar, karocular, marangozlar
biz,
inşaat işçileri, tüm serseriler
- açız biz!
- sebiliz!
- serseriyiz!
- tembel değiliz ama, değiliz!
- peki neden böyleyiz?
işte
üç gün üç
gece
sonra bıraktık ağlamayı
ve orada
bulunduğumuz
dorukta:
ahhhhh, dedik şimdi birer genç
olsaydık biz
ve onsekiz yaşında
sarışın....
kızgın yaz güneşine karşı açtığımız şu
gövdelerimizde...
düşünün hele:
eritseydi bizi
yanar mıydık?!
- yanardık!
- yoooo, benzemezdi şu halimize!
- bir başka yanardık!
- yanmak denmezdi buna!
- kül olmak!
- aaaaaaaah!
oysa bakın şu yoksunluğumuza, dedi
oradan, kanadından yapının, uçacak gibi
kesik kollu
sıvacı çırak.
boyacı çırak:
burnum!!!
nefes alamıyorum!
diye ünledi, kükredi.
ve biz, hepimiz,
baktık ki olmayacak
kükredik ve
dedik:
- hani kollarımız?
- hani kollarımız?
- burunlarımız?! burunlarımız?!
ve kalkıp ayağa
dövüştük üç gün
üç gece.
İzmir, 1987
1 yorum yazılmıştır
Yazan:Osman Aktaş | Tarih: 2008-07-27 02:48:35Konu: İNŞAATÇILAR TÜRKÜSÜ
bir devrim ve bir kaç devrimci... kendi geleceklerini kendi elleriyle var etme peşindeler... insan hakkı kavgasının kutsallığı ancak bu kadar güzel işlenebilir bir şiirde. kutluyorum. selamlar, saygılar sevgili dostum.
Bağlantı » »