12 08 2007

"KASABA EDEBİYATI" VE GENÇ ANADOLU ŞİİRİ

  Sezai Karakoç “… türk edebiyatının ağırlık merkezi, kasaba ve küçük şehirler edebiyatı olmalıdır, en azından o yola çıkmalı.” diyor, 1962’de kaleme aldığı meşhur “Kasaba Edebiyatı” adlı makalesinde. Üstada göre, köy edebiyatı ve endüstri çağının olumsuzlukları ile kirlenen burjuva ve proloterya edebiyatları “edebiyat olmaktan” çıkmıştır. Çünkü edebiyat için vazgeçilmez unsur olan “kişi” yoktur bu edebiyatlarda. Daha çok “topluluk fatalizmi” egemendir onlara. Eser, “sosyoloji”ye malzeme olduğu kadarıyla eserdir. Dolayısıyla, bunların “sanat değer”lerinden söz edilemez. Bu tür edebî yapılanmalar için “edebiyat monopolleri, diktatörlükleri” ifadesini kullanır Karakoç. Kendisini böyle bir edebiyat ortamının “istilasına” terk etmiş edebiyatlara (milletlerin edebiyatına) ise “intihar etmiş” gözüyle bakar. Oysa, “kasaba ve küçük şehirler” sanatın asıl yataklarıdır. Bu mekanlarda sanat “olanca hür”lüğe sahiptir. Öyle ya, “insan artık kişileşmiştir” buralarda, yani “şahsiyet” kazanmıştır: “Bir yandan eve, aileye ve topluluğa bir iple bağlıdır. Bu ip halat da olabilir, pamuk ipliği de. İnsan her şeyini topluluğa adamış da olabilir, kendi içine de eğilebilir ve orada hiçbir insanın inmediği bir derinlik, bir yalnızlık, müthiş deniz gibi yosunları bulabilir. (…) Küçük şehir veya kasaba, insanı keşfetmek, hattâ edebî anlamda icat etmek için ideal bir birim, geometrideki altın ölçüdür âdeta.” Bugün, haklı veya haksız –ki 1960’lı yılların sosyal şartları etkilemiş olmalıdır üstadı, ayrıca nedense Batı terminolojisi kullanmıştır- Sezai Karakoç’un sözkonusu makalesini gündeme getirmemizin sebebi ne olabilir? İki sebepten söz edebilirim. İlki, resmî kanalların güdümüyle belli bir hakimiyet kuran ve memleketin kültür sanat ortamına musallat olan bir edebiyatın v... Devamı

10 08 2007

ÖLÜ DİRİ -1

  görünmez gibi görünen bir kovalamaca başladı ve söndü ışıklar sırıtan suratların yankesici kalleşliği bir de aynalar: laf olsun diye ve milimi milimine hesaplı aynalarınki: bir sigara içimlik oyuna çeşni katyor anladığınız   soruyorsunuz eskir mi hayat? diyalektik tersine çevrilebilir mi? (yarın bir gazete alıp şöyle bir kurcalayıverin ya da başka bir yolla da tutabilirsiniz o damarı lütfen!)   açtınız ve kanınıza girilmişti tükrüklerle karşılanıyordunuz istekler bildirmelerde açtınız ve dernizdi etinizdi kanınız kemiğinizdi kalmamıştı: yoktunuz   türkünüz: (ki kesinkes sizin dışınızda size karşı sizin adınıza birileri öttürüyordu bu türküyü   ölüm almış yürümüş ölüm sürü sürü üstümüzü bürümüş biz ölmüşüz ölmüşüz   bakın isterseniz size bir iş verelim ne dersiniz avukatlığa yok yok cumhurbaşkanı olun bari! güzel güzel ülkeler var dünyanın koltukaltlarında bir koltuk buluruz buralarda size siz ararsınız altını bulamazsınız bir şey biz bulruz güvenin bize: güzel güzel yönetirsiniz unutmayın şu an barındığınız ülkenin cumhurbaşkanını da biz atamıştık görevine unutmayın tutarlı olun söz tutun!   devingenlik gerekti size silkinmek miskinlikten ter kokmalıydı teniniz ah bir ozan yetişseydi imdadınıza yeterdi!   ... Devamı